25 Mayıs 2008 Pazar

radikal kitap 'ta 23.05.2008 de yayımlanan yazım..

Beş kişilik yalnızlık
Beş kişilik yalnızlık


23/05/2008
AYŞE SAĞLAM

Popüler kültüre göndermeler taşıyan ‘Cesaret Beşlisi’, müziğin ve insan ilişkilerinin sorgulandığı, cesaretin aslında bilinen anlamından çok daha derinlikli ele alındığı özgün bir eser

Postmodern bir masal içinde avangart klasik müzik eşliğinde cesaretlerini yalnızlıkla bölüşmek zorunda kalan beş insan...
Uluslararası üne sahip vokal grubunun, birbirinden alabildiğine farklı yaşamlarını, düşleri uğruna temmuz sıcağında görkemli bir şatoya sürüklemesi, aslında sonu belirsiz bir yolculuğu kabullenmeleriyle başlar. Yıllardır birlikte çalışan, aslında birbirini hiç tanımayan, isimleri müzik dünyasında seçkin bir yer edinmiş vokal grubu Cesaret Beşlisi bu defa kariyerlerinin dönüm notasını oluşturacak, güç ve denenmemiş bir eseri prova etmek için Martinekerke ormanına konuşlanmış ‘Luth Şatosu’nda zorlu iki hafta için bir araya gelir. Cesaretleri yaptıkları işin ayrıksılığıyla sınırlı, tedirgin ruhlarını maskelemek için araya koydukları sınırların ardında yapayalnız grup üyeleri, kendilerini nasıl bir hikâyenin içinde bulacaklarından habersiz, doğanın ürkünç sessizliğine kapılırlar. İsmi klasik müziğe yeni bir pencere açma cesaretlerine bir gönderme taşıyan Cesaret Beşlisi, kendilerine modern müziğin zorluklarını göze alacak kadar güveniyor olsalar da salt müziğin içindeyken duydukları bu sonsuz cesaret günlük hayatlarında çarpıcı bir hızla yerini kayboluşa ve yalnızlığa bırakır.
İtalyan besteci Pino Fugazza’nın Partitum Mutante adlı eseri, dönemin bütün kabullerini alaşağı edişi ve yorumlanması için büyük bir cesaret gerektirmesi nedeniyle Cesaret Beşlisi için yaratılmıştır adeta.

Huzursuz ruhların birlikteliğinden doğan Cesaret Beşlisi, zorlu sınavlarına en genç üyeleri Dagmar’ın bebeği Axel’i de sırtlayarak bisiklet üzerinde şatoya gelmesiyle başlar. Bu beş kişilik yalnızlık, şatoyu da içine alan görkemli Martinekerke ormanının ürkünç sessizliğiyle sarmalanır. Ruhunun derinliklerinde büyük ızdıraplar taşıyan Catherine bu açmazın farkında olan tek kişidir. Aklının karışıklığı yeteneğinin bile önüne geçmiş, sık sık zaman-mekân ilişkisinin dışına taşan, hemen her şeyden ürken Catherine bunca zamandır birbirleri hakkında hiçbir şey bilmediklerini dehşetle fark eder ve Partitum Mutante’den çok daha önemli bir sorunla boğuşmaya başlar. Kaosun ve çıkmazın eşlik ettiği iki hafta aslında grup üyelerinin yeteneklerinden çok hayatlarını sorguladıkları bitimsiz gibi gelen bir sürece dönüşür. Bir arada geçirdikleri zaman böyle bir eserin prova edilmesi için yetmese de birbirlerine olan tahammüllerinin sınırlarını sık sık aşar. Aile olma zorunluluğunun yarattığı baskı en sıradan konularda bile büyük tartışmaların yaşanmasına yetip artar. Bir arada durabilme yetenekleri tükendikçe her birinin tuhaf özellikleri de yavaş yavaş su yüzüne çıkar. Mutlu bir sona doğru yürümediklerini fark etseler de birbirlerini keşfediyor olmanın gerilimiyle yüklü bitimsiz tartışmalar ve kavurucu sıcak onları neyin beklediğini sezmelerini engeller.

Modern dünyaya, popüler kültüre göndermeler taşıyan, oldukça yalın bir anlatımı olan Cesaret Beşlisi, müziğin ve insan ilişkilerinin sorgulandığı, cesaretin aslında bilinen anlamından çok daha derinlikli ele alındığı özgün bir eser. Modern ve klasik göndermelerle ve dinamizmi hiç eksiltmeyen gizem öğeleriyle günümüz insanının trajedisi alaysı ama dokunaklı bir dille aktarılıyor okura. Burnunun ucundaki insanı tanıyamayacak kadar kendine dönük ve yalnızlıkla ördüğü duvarı bile aşmaya cesaret edemeyen bir grup insanın yaptıkları işte ne kadar cesur olabileceği ikilemi roman boyunca sorgulanıyor. Ormanın ürkünç sessizliği içinde içine kıvrılıp kalan ve kendilerine seçtikleri Cesaret Beşlisi adının hakkını verip veremedikleri endişesiyle yavaş ama acılı bir çözülme yaşayan grup üyeleri bir başkasını ve dolayısıyla kendini tanıma cesaretini bulamadıklarında kaybetmeyi ve vazgeçmeyi deneyimliyorlar.
1992’ den beri İskoçya’da tıpkı Martinekerke’deki ormanın gizemli ve ulaşılmaz çağrışımlarını anıştıran bir münzevi hayat içinde eserlerini üretmeye devam ediyor. Cesaret Beşlisi kaotik ve bireyin sonsuz yalnızlığa mahkûm edildiği modern dünyada kendini keşfetmek için nelerin göze alınması gerektiğini alaysı ve çarpıcı göndermelerle dillendirirken, okuyucuyu hiç duymadığı bir müziğin içinde gezintiye çıkarıyor. Bu yönüyle Cesaret Beşlisi müziğin olduğu kadar dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın modern dünya insanının trajedisi içinde bilinmeyenle yüzleşme cesaretinin de romanı...

CESARET BEŞLİSİ
Michel Faber, Çeviren: Nurcan İnce Ateş, Sel Yayınları, 2008, 122 sayfa, 8 YTL.

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=EklerDetay&ArticleID=879108&Date=25.05.2008&CategoryID=40

4 yorum:

Greensleeves dedi ki...

acele etmeliyim ki ilk tesekkur benden olsun, diyerek, ertelemedim.. labirent perisi ! devam dileklerimle..

periçıkmazı dedi ki...

teşekkürler...bunları duymak ne güzel...

fakeangel dedi ki...

ilgiyle takip ediyorum gazetede sizi.. kitabi da bugun aldim.. o kadar guzel yaziyorsunuz ki.. devami gelir diye umuyorum artik.. :)

periçıkmazı dedi ki...

teşekkür ederim.elimden geleni yapmaya çalışıyorum. devamının gelmesini umuyorum ben de:)

düş zaman peşime

düş zaman peşime
sadece ikisi kaldı hayatta.bu fotoğraftan kalan;soluk almayı beceren iki kişi.diğerlerinin terkine inat,yaşamda direten iki kişi.hangileri ölüme bakıyor...hangileri hayatta diretiyor...hangileri yas bıraktı hangileri acı parçalarını süpürür hala...

her şey

her şey
onlarsız yaşanmıyor...sanal beyinlilere,sokakarası uyuşuklarına,vakitsiz yığınlara inat hem de

zaman ki sonsuzdur

zaman ki sonsuzdur
yaşamım boyunca içimi kemirttiniz.evlerinizle.okullarınızla.iş yerlerinizle.özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. ölmek istedim dirilttiniz.YAZI YAZMAK İSTEDİM AÇ KALIRSIN DEDİNİZ.aç kalmayı denedim serum verdiniz.DELİRDİM.Kafama elektrik verdiniz.ben bütün bunların dışındayım.

sylvia plath çizgisi

sylvia plath çizgisi
kalbimin sızısı...hiçbir şeye benzemeyen.herkesten kıskanır gibi sevdiğim...

tezer&deniz

tezer&deniz

tomris uyar...inceliklim,açık sözlüm,erken yitenim

tomris uyar...inceliklim,açık sözlüm,erken yitenim
Yoz bir toplum düzeninde yaşamaktan usanıp yaşamlarına son verenlere, üstlerine gaz döküp kendini yakanlara, hasta gözüyle bakıyoruz. Onları ruh hastası saymakla, insanın insanca yaşamak hakkına, insan olarak yaşayamıyorsa, yaşamı dışlama hakkına tepeden bakıyoruz. İnsan yaşadığı toplumdan utanç duyduğu için pekala canına kıyabilir, inanıyorum buna. Böyle önemli bir kararın arifesinde, öteki kararlardaki bocalamalara da yer yoktur üstelik: kaldırım kirlense de olur, banyo kanlansa da, çocuklar korksa da, dostlar üzülse de. Bu tür incelikler, kaygılar çok geride kalmıştır.

deniz bilgin

deniz bilgin
sessizce yittin; sesini duyan????

FURÛĞ-İ FERRUHZÂD

FURÛĞ-İ FERRUHZÂD
"Tüm varlığım benim, karanlık bir ayettir seni kendinde tekrarlayarak çiçeklenmenin ve yeşermenin sonsuz seherine götürecek" ne çok var yitenlerden..ne de güzeldin.ne büyük sözleri fısıldadın gecenin kulağına.duymamanın hazzına kapılmış lal kalabalıklar arasında elbet var ışığını koklaya koklaya izinden gelen birileri

.....

.....

ZELDA NİLGÜN MARMARA nil'de gün ansızın battı.k.İ

ZELDA NİLGÜN MARMARA nil'de gün ansızın battı.k.İ
ey iki adımlık yer küre!senin bütün arkabahçelerini gördüm ben

selçuk baran

selçuk baran
haziran'dır,Arjantin tangoları'dır..kimselerin adını zikretmeyip hayata küstürdüğü sözcüklerin en güzel ustasıdır.erken çekip gidenlerdendir.az kaldı bitiyor derken bir bir önünde ölüm penceresi açılmıştır..sevdiğimiz ne kaldı...kim ellerimizi tutacak korkudan buz kestiğinde.kitapları basılmaz,sahaflar o "adam"ı tanımıyorum der...kim, peki kimin vicdanı sızlar?

Die Verwandlung