3 Nisan 2008 Perşembe

2 nisandı....

sözcüklere sığmayacak kadar uzun,dün gibi yanıbaşımda yokluğun...bir yıldır yoksun.ömrümden çalan saatlere sözüm yok.ama sensiz bir dünyada yaşamak neye benziyor? sen de bunu bilmiyorsun.annem,,,
kalbimin neden çölleştiğini dillendiremiyorum.yüzüme bakıyorlar.sanki sen hiç olmamışsın gibi...

8 yorum:

dilekss dedi ki...

okurken içim burkuldu anneme çok düşkün biri olarak benim başıma gelirse diye düşündüm ...
annem diyalize gittiği zamanlarda yokluğunu hissedememek bile zor ... özlüyorum .. allah sabır versin canım ...
hayata dair çok ağır bir acı ...
sevgiyle kal ....

kaldirimcocuklari dedi ki...

Sabır demekten başka ne gelir ki elden...

periçıkmazı dedi ki...

teşekkür ederim. zaman geçer ve iyi gelir diyorlar... kimbilir belki haklıdırlar...yokluk öğreticiymiş..bunu anladım.ama acı denen şey ince bir hastalık kalbe yapışık duran.

efrasiyab dedi ki...

kimsenin elinden başka türlüsünün gelmeyeceğini ölüm öğretiyor bize.
hele ki anne... her düştüğünde gidip deizlerine başını koyduğun anne... onun gidişi hiç bir gidişe benzemez...

Tijen dedi ki...

buz gibi bir hava.
gri, karanlik.
yarisini savas yemis kilisenin.
bir yanda ozgurluk, ote yanda yoksunluk varmis.
ama cay da varmis.
tesekkurler cikmazlarin perisi!

nisan cadısı dedi ki...

nasıl can parçalayıcı bir acı, tahmin edebiliyorum. ebediyete uğurladığın biriciğinle dünyaya geliş tarihimiz yıl hariç aynı. aynı günün çocuklarıymışız biz. bu arada çk güzel bir blog olmuş, kelimelerine ve yaratıcılığına sağlık.

periçıkmazı dedi ki...

ömrün uzun olsun...güzeldir altı nisanlılar...açıktır sözleri. bir kaç kişi daha tanıyorum. hayatta bir renk gibidirler.teşekkür ederim

ne yerde ne gökteyim dedi ki...

Keske hic olmasa dedigim bir ortak noktamiz var; ikimiz de annelerimizi Nisan ayinda kaybetmisiz. Ve bugün benim annemsiz ilk anneler günüm. Her ne kadar gecici de olsa onsuzluk cok zormus, cok...

düş zaman peşime

düş zaman peşime
sadece ikisi kaldı hayatta.bu fotoğraftan kalan;soluk almayı beceren iki kişi.diğerlerinin terkine inat,yaşamda direten iki kişi.hangileri ölüme bakıyor...hangileri hayatta diretiyor...hangileri yas bıraktı hangileri acı parçalarını süpürür hala...

her şey

her şey
onlarsız yaşanmıyor...sanal beyinlilere,sokakarası uyuşuklarına,vakitsiz yığınlara inat hem de

zaman ki sonsuzdur

zaman ki sonsuzdur
yaşamım boyunca içimi kemirttiniz.evlerinizle.okullarınızla.iş yerlerinizle.özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. ölmek istedim dirilttiniz.YAZI YAZMAK İSTEDİM AÇ KALIRSIN DEDİNİZ.aç kalmayı denedim serum verdiniz.DELİRDİM.Kafama elektrik verdiniz.ben bütün bunların dışındayım.

sylvia plath çizgisi

sylvia plath çizgisi
kalbimin sızısı...hiçbir şeye benzemeyen.herkesten kıskanır gibi sevdiğim...

tezer&deniz

tezer&deniz

tomris uyar...inceliklim,açık sözlüm,erken yitenim

tomris uyar...inceliklim,açık sözlüm,erken yitenim
Yoz bir toplum düzeninde yaşamaktan usanıp yaşamlarına son verenlere, üstlerine gaz döküp kendini yakanlara, hasta gözüyle bakıyoruz. Onları ruh hastası saymakla, insanın insanca yaşamak hakkına, insan olarak yaşayamıyorsa, yaşamı dışlama hakkına tepeden bakıyoruz. İnsan yaşadığı toplumdan utanç duyduğu için pekala canına kıyabilir, inanıyorum buna. Böyle önemli bir kararın arifesinde, öteki kararlardaki bocalamalara da yer yoktur üstelik: kaldırım kirlense de olur, banyo kanlansa da, çocuklar korksa da, dostlar üzülse de. Bu tür incelikler, kaygılar çok geride kalmıştır.

deniz bilgin

deniz bilgin
sessizce yittin; sesini duyan????

FURÛĞ-İ FERRUHZÂD

FURÛĞ-İ FERRUHZÂD
"Tüm varlığım benim, karanlık bir ayettir seni kendinde tekrarlayarak çiçeklenmenin ve yeşermenin sonsuz seherine götürecek" ne çok var yitenlerden..ne de güzeldin.ne büyük sözleri fısıldadın gecenin kulağına.duymamanın hazzına kapılmış lal kalabalıklar arasında elbet var ışığını koklaya koklaya izinden gelen birileri

.....

.....

ZELDA NİLGÜN MARMARA nil'de gün ansızın battı.k.İ

ZELDA NİLGÜN MARMARA nil'de gün ansızın battı.k.İ
ey iki adımlık yer küre!senin bütün arkabahçelerini gördüm ben

selçuk baran

selçuk baran
haziran'dır,Arjantin tangoları'dır..kimselerin adını zikretmeyip hayata küstürdüğü sözcüklerin en güzel ustasıdır.erken çekip gidenlerdendir.az kaldı bitiyor derken bir bir önünde ölüm penceresi açılmıştır..sevdiğimiz ne kaldı...kim ellerimizi tutacak korkudan buz kestiğinde.kitapları basılmaz,sahaflar o "adam"ı tanımıyorum der...kim, peki kimin vicdanı sızlar?

Die Verwandlung